Giriş:
Pediatrik üreteropelvik bileşke darlığı (UPBD) cerrahisinde robot yardımlı laparoskopik piyeloplasti (RYLP) kullanımı, 2005 yılındaki ilk uygulamadan itibaren dramatik bir artış göstermiştir. Adolesan popülasyonda RYLP primer tercih haline gelse de, infantlarda kısıtlı intraoperatif çalışma alanı ve enstrümantasyon limitasyonları gibi teknik endişeler nedeniyle açık piyeloplasti (AP) halen yaygınlığını korumaktadır. Bu çok merkezli retrospektif çalışma, infantlarda RYLP ile AP’nin perioperatif sonuçlarını ve uzun dönem cerrahi başarı oranlarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır.
Yöntem:
Ocak 2012 ile Ocak 2021 tarihleri arasında beş akademik merkezde UPBD nedeniyle opere edilen 12 ay ve altındaki hastalar kohorta dahil edilmiştir. Saf laparoskopik prosedürler, mükerrer piyeloplastiler ve kompleks renal anomaliler (at nalı böbrek, duplike sistemler vb.) dışlama kriteri olarak belirlenmiştir. Cerrahi başarı; postoperatif dönemde ileri endoskopik girişim (balon dilatasyon, endopiyelotomi, nefrostomi) veya redo-rekonstrüksiyon ihtiyacının olmaması şeklinde tanımlanmıştır. İstatistiksel analizlerde Pearson ki-kare, Wilcoxon rank-sum ve multivaryant lojistik regresyon modelleri kullanılmış; seçim yanlılığını minimalize etmek amacıyla Propensity Score Matching (PSM) uygulanmıştır.
Bulgular:
Analiz edilen 448 hastanın 151’ine (%34) RYLP, 297’sine (%66) AP uygulanmıştır. Gruplar arasında cerrahi anındaki medyan yaş (5,1 vs 5,5 ay; p=0,29) ve BMI değerleri açısından istatistiksel bir fark saptanmamıştır. RYLP kohortunda operatif sürenin AP grubuna göre anlamlı derecede daha uzun olduğu (175 vs 160 dk; p=0,01) ve üreteral stent kullanım oranının daha yüksek olduğu (%100 vs %88,9; p<0,001) gözlenmiştir.
Postoperatif analjezi yönetiminde RYLP grubunda hastane içi morfin eşdeğeri opioid kullanımı belirgin şekilde düşük bulunmuştur ($p<0,001). 30 günlük total komplikasyon oranları benzerlik gösterse de, Clavien-Dindo Evre 3b komplikasyonların (özellikle stent dislokasyonları) AP grubunda daha sık izlendiği not edilmiştir (%5’e %0,6). Medyan 26 aylık takip sürecinde RYLP grubundaki cerrahi başarı oranı %98,7 iken AP grubunda %89,6 olarak saptanmıştır (p<0,001). Multivaryant analizde RYLP uygulamasının başarı şansını 10,5 kat artırdığı belirlenmiştir (OR: 10,49; %95 CI: 2,45–44,95; p=0,002). Ancak PSM analizi sonrası bu başarı farkı istatistiksel anlamlılık sınırında kalmıştır (%98,2’ye %92,9; p=0,052).
Sonuç:
Bu geniş ölçekli, çok merkezli çalışma, RYLP’nin infant popülasyonunda güvenli, uygulanabilir ve etkili bir cerrahi yöntem olduğunu kanıtlamaktadır. RYLP; postoperatif opioid gereksinimini azaltması, yüksek evreli komplikasyon riskini düşürmesi ve uzun dönemde ikincil cerrahi müdahale ihtiyacını minimize etmesi bakımından açık yaklaşıma karşı güçlü bir minimal invaziv alternatif sunmaktadır.



