Giriş
Kadın üretral darlık (KÜD) hastalığı, alt üriner sistem semptomlarının ötesinde, genel sağlık statüsü, yaşam kalitesi (YK) ve cinsel fonksiyonlar (CF) üzerinde ciddi morbiditeye neden olan klinik bir tablodur. Tedavi spektrumunda dilatasyonlardan flep rekonstrüksiyonlarına kadar çeşitli opsiyonlar bulunmakla birlikte, güncel literatürde substitüsyon üretroplastisi teknikleri (dorsal on-lay veya ventral inlay) giderek daha fazla ön plana çıkmaktadır. Mevcut çalışmaların çoğu objektif parametrelere (Qmax artışı, post-void rezidüel idrar azalması) odaklanmış olup, yaşam kalitesi (YK) ve cinsel fonksiyon (CF) gibi subjektif hasta sonuçlarına dair uzun dönem veriler kısıtlıdır. Bu çalışmanın temel amacı, dorsal on-lay (DO) ve ventral inlay (VI) üretroplasti tekniklerinin uzun dönem yaşam kalitesi ve cinsel fonksiyonlar üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir.
Yöntem
Ocak 2016 ile Mart 2022 tarihleri arasında KÜD tanısıyla substitüsyon üretroplastisi uygulanan hastalar retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışmaya, en az 6 aylık takibi bulunan 35 hasta (25 VI, 10 DO) dahil edilmiştir. Yaşam kalitesinin değerlendirilmesinde 26 soruluk WHOQOL-BREF anketi (fiziksel sağlık, psikolojik esenlik, sosyal ilişkiler ve çevresel alanlar); cinsel fonksiyonların değerlendirilmesinde ise 19 soruluk Female Sexual Function Index (FSFI) kullanılmıştır. Cerrahi başarısızlık; AUA semptom skorunda ≥3 puanlık artış, maksimum akış hızının (Qmax) <12 cc/sn olması veya üretranın 18Fr Foley kateter ile kalibre edilememesi olarak tanımlanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız t-testi, Mann-Whitney U testi ve çok değişkenli lineer regresyon analizi kullanılmıştır.
Bulgular
Çalışma popülasyonunun ortanca yaşı 40 (35-50) olup, semptom süresi 4 ile 120 ay arasında değişmektedir. Ortanca 34 aylık takip süresinde cerrahi başarı oranları VI grubunda %88, DO grubunda ise %80 olarak kaydedilmiştir.
• Yaşam Kalitesi (YK) Analizi: Kümülatif YK skorları her iki grup arasında benzer bulunmuştur (p=0.53). Alt grup analizlerinde, cerrahi olarak başarılı olan VI hastalarında fiziksel sağlık alanı skorları başarısız olanlara göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (76.5 ± 9.9 vs 62.33 ± 10.97; p=0.03). Benzer şekilde, başarılı DO vakalarında çevresel alan skorları anlamlı düzeyde daha yüksektir (75.75 ± 3.84 vs 66.00 ± 4.24; p=0.01).
• Cinsel Fonksiyon (CF) Analizi: Kümülatif FSFI skorları açısından gruplar arasında istatistiksel fark saptanmamıştır (VI: 23.34 ± 8.73; DO: 22.67 ± 11.06; p=0.83). Cerrahi başarı durumunun FSFI skorları üzerinde anlamlı bir etkisi gözlenmemiştir.
• Etkileyen Faktörler: Çok değişkenli regresyon analizi; madde bağımlılıklarının (p=0.003), düşük sosyoekonomik statünün (p=0.002) ve semptom süresinin uzun olmasının (p=0.011) düşük YK skorları ile ilişkili olduğunu göstermiştir. İleri yaş ise düşük FSFI skorları için bağımsız bir risk faktörü olarak belirlenmiştir (p=0.001).
Sonuç
KÜD tedavisinde substitüsyon üretroplastisi, cerrahi yaklaşımdan (dorsal veya ventral) bağımsız olarak yüksek başarı oranları ve tatminkar uzun dönem YK ve CF skorları sunmaktadır. Klinik başarıya rağmen, hastaların sosyodemografik özellikleri (bağımlılık, sosyoekonomik düzey) ve preoperatif hastalık süresi postoperatif yaşam kalitesi algısını modüle eden kritik parametrelerdir. Özellikle VI yaklaşımında fiziksel sağlık alanındaki iyileşme cerrahi başarı ile doğrudan korelasyon göstermektedir. Bu veriler, KÜD yönetiminde cerrahi tekniğin yanı sıra hasta temelli faktörlerin de prognozu öngörmede dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır.



