Amaç:
Minimal invaziv nefrektomi (laparoskopik veya robotik) sonrası, spesimen çıkarma insizyonu ile iskelet kası ve vücut yağ kütlesinin vücut morfometri analizinin insizyonel herniyi (İH) öngörüp öngörmediğini belirlemek.
Materyal ve Metot:
2005 ile 2022 yılları arasında minimal invaziv nefrektomi geçiren hastaların prospektif olarak tutulan veritabanını kullanarak gözlemsel bir çalışma yaptık. Preoperatif, postoperatif 1. ve 2. yıl kesitsel görüntülemeleri olan hastalar çalışmaya dahil edildi. İskelet kası ve vücut yağ kütlesi indeksleri preoperatif görüntülemelerden elde edilen ölçümlere göre hesaplandı. Spesimen çıkarma insizyonunun yeri ameliyat raporlarından belirlendi. İH, postoperatif görüntülemelerin incelenmesi ile teşhis edildi. İH için prediktif faktörleri belirlemek amacıyla lojistik regresyon analizi yapıldı.
Bulgular:
494 hasta dahil edilme kriterlerini karşıladı. En sık kullanılan spesimen çıkarma insizyonları; Gibson (250 hasta, %51), orta hat (98 hasta, %20), paramedian (58 hasta, %12) ve Pfannenstiel (21 hasta, %4.3) idi. Postoperatif 2 yıllık takipte, 59 hastada (%12) İH gelişmişti. Diğer insizyon tiplerine (<%10) kıyasla orta hat insizyonu yapılan hastalardaki İH insidansı (%23) en yüksekti. Başlangıçtaki vücut yağ kütle indeksi (OR: 1.18, %95 CI: 1.06-1.32, p= .002) ve orta hat ekstraksiyon insizyonu (OR: 4.60, %95 CI: 2.23-9.48, P < .001) İH’nin bağımsız prediktif faktörleriydi.
Sonuç:
Orta hat insizyonu, minimal invaziv nefrektomi sonrası belirgin İH riski ile ilişkilidir. Vücut morfometri analizi, vücut kitle indeksi kullanan modellere kıyasla prediktif modellerde bir gelişme sağlamadı. Bu veriler, fıtıksız sağkalım ve yaşam kalitesi için optimal spesimen çıkarma insizyonunu belirlemek üzere prospektif bir çalışma yapılmasını destekleyebilir.
Makalenin Klinik Uygulamadaki Yeri:
Minimal invaziv nefrektomi sonrası görülebilecek komplikasyonlardan biri insizyonel hernidir. Ancak insizyonel herni için risk faktörleri konusundaki veriler (özellikle vücut mofrometrisi ile ilgili) yetersizdir. Bu geniş serili çalışma göstermektedir ki; spesimen çıkarma için yapılan orta hat insizyonu ve vücut yağ kütlesinin yüksek olması insizyonel herni riskini arttırmaktadır. Başka faktörlerin de (insizyon uzunluğu, fasya kapatma tekniği, kullanılan sütur çeşidi gibi) değerlendirildiği prospektif çalışmalar hernisiz sağkalımı ve yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyebilir.


