Giriş
Üroflowmetri (UF), Avrupa Üroloji Derneği (EAU) ve Uluslararası İnkontinans Derneği (ICS) tarafından alt üriner sistem disfonksiyonu (AÜSD) semptomları gösteren hastalar için önerilen ilk objektif değerlendirme aracıdır. Non-invaziv, basit ve düşük maliyetli olması nedeniyle vazgeçilmez bir ilk basamak tarama metodudur. Bununla birlikte, Amerikan Üroloji Birliği (AUA), UF sonuçlarının voiding hacmi (VV) ve test koşullarından etkilenebileceği konusunda klinisyenlerin uyarılması gerektiğini ve tutarlı, benzer ve karşılaştırılabilir seri ölçümlerin en değerli sonuçları sağladığını belirtmiştir.
Klinik ortamlarda uygulanan UF, hastalar için yabancı bir ortamda, özel hayatın gizliliğine yeterince dikkat edilmeden ve sıklıkla düşük veya aşırı yüksek mesane doluluğu ile “talep üzerine” işeme gerektirmesi nedeniyle doğal işeme sürecinden farklıdır. Bu durum; utanç, rahatsızlık, gerginlik ve anksiyeteye yol açarak semptomları etkileyebilir. Bu çalışma, AÜSD şikayeti olan bir hasta kohortunda psikolojik faktörlerin ve anksiyetenin UF parametreleri üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla planlanmıştır.
Yöntem
Çalışma, AÜSD semptomları ile kliniğe başvuran 42 hastadan (20 erkek, 22 kadın) oluşmuştur. Çalışma dönemi 1 Şubat 2020 ile 1 Mart 2022 arasındadır.
Dahil Etme Kriterleri: Hastanın 18 yaş ve üzeri olması, yakın zamanda UF testi geçirmemiş olması ve işenen hacmin (VV) en az 150 mL olması gerekmektedir.
Hariç Tutma Kriterleri: Üriner sistem enfeksiyonu, üriner inkontinans, aşırı aktif mesane sendromu, nörojenik mesane ve pelvik cerrahi öyküsü olan hastalar ile VV < 150 mL olanlar dışlanmıştır.
Hastaların genel ve temel anksiyete düzeyini belirlemek için Genel Anksiyete Bozukluğu-7 formu (GAD-7) ve anlık anksiyete durumunu belirlemek için Durumluk-Sürekli Anksiyete Envanteri Ölçeği (STAI-S) uygulanmıştır. GAD-7 ölçeğinde 5, 10 ve 15 değerleri sırasıyla hafif, orta ve şiddetli anksiyete düzeylerini belirlemektedir. STAI-S skorları 20 ile 80 arasında değişmekte olup, daha yüksek skorlar daha fazla anksiyete seviyesini göstermektedir.
Testler, hastanın mahremiyetine özen gösterilen kapalı bir odada yapılmış ve hasta işlem sırasında yalnız bırakılmıştır. İşeme sonrası rezidü idrar (PVR) ultrasonografi ile ölçülmüştür. Tüm katılımcılara aynı UF prosedürü ertesi gün tekrar uygulanmıştır.
İstatistiksel analizler için bağımlı grupların ortalamalarının karşılaştırılmasında T-testi ve iki ölçek skoru arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p < 0.05 olarak kabul edilmiştir.
Bulgular
Çalışmaya katılan hastaların ortalama yaşı 33.8 ±10.1 yıldır.
1. Tüm Hastalarda UF Parametrelerinin Karşılaştırılması: Tüm hastaların ilk ve ikinci UF seansları karşılaştırıldığında, VV, Qmax (pik akım hızı) ve Qave (ortalama akım hızı) değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış (p < 0.05) ve TQmax (pik akım hızına ulaşma süresi) değerinde anlamlı bir azalma (p < 0.05) saptanmıştır. PVR’de ise non-anlamlı bir artış gözlenmiştir (p > 0.05).
2. Cinsiyete Göre UF Parametreleri ve Anksiyete Düzeyleri:
| Değişken | Cinsiyet | UF-1 Ort. ±SD | UF-2 Ort. ±SD | p Değeri | Klinik Sonuç |
| VV (ml) | Kadın | 334.92 ± 193.7 | 447.15 ± 207.9 | 0.009 | Kadınlarda VV artışı anlamlıdır. |
| GAD-7 (Genel Anks.) | Erkek | 8.25 ± 8.1 (Orta) | 4.55 ± 5.8 (Hafif) | 0.027 | Erkeklerde anksiyete seviyesi anlamlı olarak azalmıştır. |
| GAD-7 (Genel Anks.) | Kadın | 7.68 ± 6.28 (Orta) | 6.81 ± 6.4 (Orta) | 0.491 | Kadınlarda anksiyete seviyesi orta düzeyde kalmıştır. |
| STAI-S (Anlık Anks.) | Kadın vs. Erkek | (UF-1: 38.50 ± 9.3 vs 35.25 ± 7.7) | (UF-2: 35.77 ± 8.4 vs 34.75 ± 8.2) | < 0.01 (Her iki seansta) | Kadınların anlık anksiyete skorları her iki seansta da erkeklerden anlamlı derecede yüksektir. |
- Qmax ve Qave artışları her iki cinsiyette de görülmesine rağmen, cinsiyet bazında ayrı ayrı değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p > 0.05).
3. Anksiyete Skorları Arasındaki İlişkiler:
- Tüm hasta grubunda GAD-7 ve birinci STAI-S ölçümü (STAI-S-1) arasında zayıf ancak anlamlı bir korelasyon (r = 0.337, p < 0.05) mevcuttur.
- STAI-S-1 ve ikinci STAI-S ölçümü (STAI-S-2) arasında kuvvetli ve anlamlı bir korelasyon (r = 0.809, p < 0.01) bulunmuştur.
- Kadınlarda GAD-7 ve STAI-S-1 arasında anlamlı, zayıf bir korelasyon (r = 0.479, p < 0.05) gözlenirken, erkeklerde anlamlı korelasyon saptanmamıştır.
4. Anksiyete Değişimi ile UF Parametreleri Korelasyonu:
STAI-S skorlarındaki yüzde değişim ile PVR, VV, Qmax, Qave ve gecikme süresi dahil olmak üzere tüm UF parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır (p > 0.05). Bu bulgu, anksiyete seviyeleri ile objektif UF sonuçları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı yönündeki önceki çalışmalarla tutarlıdır.
Sonuç
Bu prospektif çalışma, hastaların genel olarak UF testi öncesinde anksiyete yaşadığını doğrulamaktadır. Tüm hastalar ilk UF öncesinde orta düzeyde genel anksiyeteye sahipti. İkinci seansta UF sonuçlarının (VV, Qmax, Qave) iyileşmesi, hastaların çevreye aşinalık kazanması ve testin nasıl yapılacağını öğrenmesi sonucu daha rahat hissetmeleriyle ilişkilendirilmiştir.
Cinsiyetler arası anksiyete farklılıkları klinik açıdan önemlidir:
- Kadınların anlık anksiyete (STAI-S) skorları, her iki UF seansında da erkeklerden anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p < 0.01).
- Erkeklerde genel anksiyete (GAD-7) seviyesi ikinci seansta anlamlı olarak hafif düzeye inerken (p < 0.05), kadınlarda orta düzeyde kalmaya devam etmiştir (p > 0.05). Literatür, kadınların duygularını ve korkularını erkeklere göre daha kolay ifade etme eğiliminde olduğunu desteklemektedir.
Her ne kadar anksiyete seviyelerindeki değişim ile UF parametreleri arasında doğrudan istatistiksel korelasyon saptanmasa da, hastaların mahremiyet duygusu, utanç, gerginlik ve anksiyete hislerinin UF sonuçları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Uygun mesane boşaltımı için pelvik taban kaslarının tam gevşemesinin sağlanması kritik öneme sahiptir.
Klinik uygulamada, doğru tanı ve uygun tedavinin sağlanması adına, klinisyenlerin ve özellikle hemşirelerin hastaların anksiyete düzeylerini değerlendirmesi ve test sırasında danışmanlık ve duygusal destek sağlaması önerilmektedir. Bu, hastanın mahremiyetini güvence altına almayı ve test ortamının temiz ve sessiz olmasını sağlamayı içerir. Tekrarlanan ve seri UF ölçümlerinin kullanılması, tek bir test sonucuna güvenmek yerine testin güvenilirliğini artırmak için önemlidir.


