Giriş
Lokalize prostat kanseri tedavisinde robot yardımlı radikal prostatektomi (RARP), onkolojik kür sağlama potansiyelinin yanı sıra fonksiyonel sonuçların optimizasyonu açısından da altın standart yaklaşımlardan biri olarak kabul edilmektedir. Cerrahi tekniklerdeki ilerlemelere rağmen, postoperatif üriner kontinans (UC) ve erektil fonksiyon (EF) kaybı, hastaların yaşam kalitesini ve tedaviye yönelik “karar pişmanlığı” (decision regret – DR) düzeylerini belirleyen kritik unsurlardır. Bu çalışma, yapılandırılmış penil rehabilitasyon (PR) ve pelvik taban rehabilitasyonu (PFR) protokollerinin fonksiyonel iyileşme üzerindeki etkisini ve bu parametrelerin uzun dönem karar pişmanlığı ile olan korelasyonunu klinik veriler ışığında incelemeyi amaçlamaktadır.
Yöntem
Çalışma kapsamında, 2018-2021 yılları arasında tek bir yüksek volümlü cerrah (>1000 vaka) tarafından RARP uygulanan ve en az 48 ay takibi bulunan 126 hasta prospektif veri tabanı üzerinden analiz edilmiştir. Hastaların medyan yaşı 64 olup; D’Amico risk sınıflamasına göre %9,5’i düşük, %49’u orta ve %41’i yüksek risk grubundadır. Postoperatif dönemde hastalara PDE5 inhibitörleri ve/veya intrakavernozal enjeksiyonları içeren penil rehabilitasyon (PR) ile fizyoterapist eşliğinde pelvik taban rehabilitasyonu (PFR) önerilmiştir. Fonksiyonel başarı kriterleri; UC için günde 0-1 güvenlik pedi kullanımı, EF için ise penetrasyon için yeterli ereksiyon kapasitesi olarak tanımlanmıştır. Karar pişmanlığı, valide edilmiş “Decisional Regret Scale” (DRS) (0: pişmanlık yok, 100: maksimum pişmanlık) ile ölçülmüş; DRS <15 “düşük”, <25 ise “hafif” pişmanlık olarak kategorize edilmiştir. Verilerin analizinde Kaplan-Meier sağkalım eğrileri ve multivaryant Cox/lojistik regresyon modelleri kullanılmıştır.
Bulgular
Medyan 51 aylık takip süresi sonunda elde edilen temel bulgular şunlardır:
- Erektil Fonksiyon (EF): PR uygulanan grupta (n=70, %56) 48. aydaki EF iyileşme oranı, PR almayan gruba göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (%66 vs. %22; HR: 2,9; p=0.004). Multivaryant Cox regresyon analizinde PR kullanımı, EF iyileşmesinin bağımsız bir öngördürücüsü olarak belirlenmiştir. Ancak, herhangi bir farmakolojik destek olmaksızın (unassisted) EF iyileşmesinde PR’nin bağımsız etkisi saptanmamış; bu durumda bazal IIEF skorunun belirleyici olduğu görülmüştür.
- Üriner Kontinans (UC): Hastaların %88’i (n=111) PFR programına dahil edilmiştir. Tüm kohortta 48. ayda UC iyileşme oranı %83 olarak gerçekleşmiştir. Bazal IPSS skorunun yüksek olmasının UC iyileşme olasılığını negatif etkilediği gözlemlenmiştir (HR: 0,96; p=0.014).
- Karar Pişmanlığı (DR): Medyan DRS skoru 20 olarak ölçülmüş; hastaların %40’ı düşük, %62’si hafif düzeyde pişmanlık bildirmiştir. Multivaryant lojistik regresyon analizinde, hafif karar pişmanlığı (DRS <25) ile bağımsız ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkisi bulunan tek parametrenin uzun dönem üriner kontinans iyileşmesi olduğu saptanmıştır (OR: 4,0; p=0.010). İlginç bir şekilde, EF iyileşmesi, adjuvan tedavi kullanımı, biyokimyasal nüks varlığı, pozitif cerrahi sınır veya postoperatif komplikasyonların karar pişmanlığı üzerinde bağımsız bir etkisi saptanmamıştır.
Sonuç
Bu çalışma, RARP sonrası fonksiyonel rehabilitasyonun, özellikle penil rehabilitasyonun EF iyileşme oranlarını anlamlı düzeyde artırdığını klinik verilerle teyit etmektedir. Ancak, hastaların uzun dönemdeki tedavi memnuniyetini ve karar pişmanlığını belirleyen temel faktörün erektil fonksiyondan ziyade üriner kontinansın sağlanması olduğu görülmüştür. Bu veriler, cerrahi öncesi danışmanlık aşamasında hastaların fonksiyonel beklentilerinin yönetilmesi ve postoperatif süreçte kontinans odaklı rehabilitasyon stratejilerinin önceliklendirilmesinin önemini vurgulamaktadır



