Giriş ve Amaç
Peyronie hastalığı (PH), penil tunika albuginea (TA) tabakasında fibröz, esnek olmayan plakların oluşumu ile karakterize, penil kurvatür ve erektil disfonksiyona (ED) yol açan bir bağ dokusu bozukluğudur. Mevcut literatürde PH patogenezini araştırmak için sıklıkla TGF-beta indüklü modeller kullanılmaktadır; ancak bu modeller, hastalığın kronik inflamatuar süreçlerini, ilerleyici doğasını ve özellikle penil deformite/plak oluşumunu tam olarak yansıtmakta yetersiz kalmaktadır. Güncel akademik konsensüs, PH etiyolojisinde tekrarlayan mikrovasküler travmanın veya TA travmasının majör faktör olduğunu öne sürmektedir.
Bu çalışmanın amacı, lokal TA cerrahi travmasına dayalı yeni bir sıçan modeli geliştirmek ve bu modelin bilimsel geçerliliğini, standart TGF-beta indüklü model ile karşılaştırarak, PH patofizyolojisini (özellikle fibrotik fenotip ve kurvatür açısından) taklit etme kapasitesini değerlendirmektir,.
Gereç ve Yöntem
Çalışmada 24 adet erkek Sprague-Dawley (SD) sıçan kullanılmış ve denekler rastgele üç gruba ayrılmıştır (n=8/grup):
- Sham Grubu: Sadece abdominal cilt insizyonu uygulanmıştır.
- TGF-beta Grubu: Tunika albuginea içine 50 µL TGF-beta1 reaktifi enjekte edilmiştir.
- Cerrahi Travma Grubu: Tunika albuginea üzerinde mikrocerrahi yöntemle elmas şeklinde bir yara oluşturulmuş (parsiyel eksizyon) ve ardından 8-0 absorbe edilebilir sütürlerle onarılmıştır.
Modellemeden 6 hafta sonra, penil kan perfüzyonu (lazer benek görüntüleme), penil kurvatür derecesi ve erektil fonksiyon (in vivo intrakavemöz basınç/ortalama arteriyel basınç [ICP/MAP] oranı ile) kantitatif olarak değerlendirilmiştir. Ardından penil dokular histolojik analiz (H&E, Masson trikrom, Sirius red) ve moleküler incelemeler (Western blot, İmmünofloresan) için eksize edilmiştir.
Bulgular
1. Penil Kurvatür ve Morfolojik Değişiklikler: Her iki deneysel grupta da sham grubuna kıyasla anlamlı penil deformite gözlenmiştir. Ancak cerrahi travma grubu, TGF-beta grubuna göre istatistiksel olarak daha belirgin bir kurvatür sergilemiştir:
- Cerrahi Travma Grubu: Açı 41.58 ± 3.203°, kurvatür 0.086 ± 0.002 m⁻¹.
- TGF-beta Grubu: Açı 32.15 ± 2.668°, kurvatür 0.1276 ± 0.016 m⁻¹. Bu veriler, cerrahi travma modelinin PH karakteristik özelliklerinden olan penil eğriliği simüle etmede daha üstün olduğunu göstermektedir.
2. Hemodinamik ve Erektil Fonksiyon: Lazer benek kontrast görüntüleme sonuçlarına göre, sham grubu (718.269 ± 20.925 PU) ile karşılaştırıldığında, hem cerrahi travma (522.269 ± 21.404 PU) hem de TGF-beta (539.143 ± 30.347 PU) gruplarında penil kan perfüzyonu anlamlı derecede azalmıştır. Benzer şekilde, kavernöz sinir stimülasyonu sonrası ICP/MAP oranları her iki model grubunda düşmüş, erektil disfonksiyon varlığı teyit edilmiştir. Ancak, hemodinamik parametreler ve erektil kapasite açısından iki model grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır.
3. Histopatolojik ve Moleküler Analizler: Histolojik incelemelerde, cerrahi travma grubunda TA kalınlaşması, kollajen depozisyonunda artış ve lif organizasyonunda bozulma daha belirgindir.
- Kollajen Tipleri: Sirius red boyamasında, cerrahi travma grubunda Tip I kollajen içeriğinde belirgin artış ve Tip III kollajen içeriğinde azalma saptanmıştır. Bu durum fibrotik yeniden şekillenmenin (remodeling) şiddetini işaret etmektedir.
- Fibrozis Belirteçleri: İmmünofloresan ve Western blot analizleri, fibrozis ile ilişkili belirteçlerin (Fibronektin, alpha-SMA, Kollajen I ve Kollajen III) ekspresyon seviyelerinin cerrahi travma grubunda, TGF-beta grubuna kıyasla daha belirgin şekilde arttığını ortaya koymuştur. Özellikle alpha-SMA artışı, miyofibroblast transformasyonunun ve aktif fibrotik sürecin cerrahi modelde daha yoğun olduğunu düşündürmektedir.
Tartışma ve Sonuç
Çalışma, lokal TA cerrahi travmasının, PH’nin patofizyolojik süreçlerini taklit eden geçerli ve tekrarlanabilir bir sıçan modeli oluşturduğunu göstermektedir. Bu modelin, TGF-beta enjeksiyon modeline kıyasla en önemli avantajı, daha şiddetli bir fibrotik fenotip oluşturması ve insanlardaki klinik tabloya daha benzer şekilde belirgin penil kurvatür deformitesi yaratmasıdır.
Cerrahi travma modeli, TA defekti oluşturarak şiddetli inflamatuar ve fibrotik yanıtları tetiklemekte, bu da fibrotik plak formasyonunu indüklemektedir. Histolojik ve moleküler bulgular (artmış Tip I kollajen, yüksek alpha-SMA ve fibronektin), bu modelin PH’nin altında yatan fibrotik mekanizmaları (özellikle travma sonrası iyileşme bozukluğunu) incelemek için üstün bir platform sunduğunu kanıtlamaktadır,.
Klinik Çıkarım: Geliştirilen bu model, PH patogenezinin aydınlatılması ve yeni terapötik ajanların (örneğin kollajenaz bazlı tedaviler veya antifibrotik ajanlar) klinik öncesi etkinliklerinin değerlendirilmesi için TGF-beta modeline kıyasla daha temsili bir seçenek sunmaktadır. Çalışmanın sınırlılıkları arasında 6 haftalık gözlem süresinin insan plaklarında görülen kalsifikasyonun oluşumu için yetersiz kalabilmesi bulunmaktadır.
Özetle; Tunika albuginea cerrahi travma modeli başarıyla oluşturulmuş olup, PH’ye özgü penil deformite ve fibrotik değişiklikleri daha yüksek bir sadakatle yansıtmaktadır.


