Yeni bir sekmede açılır
Üroloji Hemşireliği Çalışma Grubu

Spina Bifida ve Kaudal Regresyon Sendromuna Bağlı Nörojen Mesaneli Çocuk ve Adölesanlarda Temiz Aralıklı Kateterizasyon (TAK) Uyumunu Etkileyen Faktörlerin Prospektif Analizi

Çeviren: Araz Musayev (Yapay Zeka Desteğiyle)
Yazar(lar): Simran K. Sidhu, Poongkodi Nagappan, Susan YY. Woo, et al.
Yayın Bilgileri: Journal of Pediatric Urology, 2024, doi.org/10.1016/j.jpurol.2024.02.009

Giriş:

Nörojen mesane disfonksiyonu olan pediatrik popülasyonda temiz aralıklı kateterizasyon (TAK), üst üriner sistemin korunması ve renal fonksiyonların sürdürülebilmesi açısından altın standart tedavi yöntemidir. Literatür, erken dönemde TAK’a başlanmasının mesane kompliyansını koruduğunu ve augmentasyon sistoplasti ihtiyacını azalttığını ortaya koymaktadır. Ancak, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sosyo-ekonomik bariyerler, ekipman erişimi ve hasta/bakıcı psikolojisi TAK uyumunu etkileyen temel değişkenlerdir. Bu çalışma, Malezya’daki bir tersiyer merkezde spina bifida ve kaudal regresyon sendromu (KRS) tanılı hastalarda TAK uyumunu belirleyen klinik ve demografik prediktörleri araştırmaktadır.

Yöntem:

Çalışma, yaşları 2 ile 18 arasında değişen ve en az 6 aydır TAK programında olan 50 hastayı kapsayan prospektif bir kohort çalışmasıdır. Hastaların TAK uyumu, valide edilmiş “Intermittent Catheterization Adherence Scale” (ICAS) ile; uygulama sırasında karşılaşılan zorluklar ise “Intermittent Catheterization Difficulty Questionnaire” (ICDQ) ile değerlendirilmiştir. ICAS skorlamasına göre hastalar; güçlü (0), orta (1-2) ve düşük uyum(3-8) olarak kategorize edilmiştir. Üst üriner sistem dilatasyonu (UTD sınıflaması), serum kreatinin düzeyleri ve ateşli üriner sistem enfeksiyonu (fUTI) ataklarını içeren kısa dönem (6 aylık) ürolojik sonuçlar takip edilmiştir.

Bulgular:

Çalışma kohortunda ortalama yaş 6,68 ± 4,34 yıl olup, hastaların %64’ü yaşamın ilk ayında TAK programına dahil edilmiştir. Hastaların %60’ında (n=30) güçlü uyum saptanmıştır. İstatistiksel analizlerde TAK uyumunu etkileyen temel faktörler şunlardır:

  • Uygulayıcı Etkisi: Kateterizasyonun primer bakım veren tarafından yapılması, hastanın kendi kendine kateterizasyon (self-catheterization) yapmasına kıyasla anlamlı derecede daha yüksek uyumla ilişkilendirilmiştir (p = 0.039). Kendi kendine kateterizasyona geçiş yapan hastaların yaş ortalaması 10,7 ± 3,7 olarak saptanmıştır.
  • Ekipman Tedariği: Kateterlerini kendi imkanlarıyla satın alan hastaların uyum oranları, tam veya kısmi sübvansiyon alan hastalara göre istatistiksel olarak daha yüksektir (p = 0.007).
  • Teknik Zorluklar: ICDQ skorları düşük olan, yani kateterizasyon sırasında daha az ağrı ve tıkanma hissi yaşayan hastalarda uyumun anlamlı derecede yüksek olduğu gözlenmiştir (p = 0.007). Hastaların %12’si (n=6) kateterizasyon sırasında belirgin ağrı tanımlamıştır.
  • Klinik Bulgular: 6 aylık takip süresince TAK uyumu ile fUTI, üst sistem bozukluğu veya mesane taşı oluşumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p > 0.05).

Sonuç:

Pediatrik nörojen mesane yönetiminde TAK uyumu; kateterizasyonun bakım veren tarafından uygulanması, teknik zorlukların (özellikle ağrı) minimalize edilmesi ve ekipman tedarik motivasyonu ile doğrudan korelasyon göstermektedir. Özellikle adölesan dönemdeki kendi kendine kateterizasyona geçiş süreci, uyumun düşme eğilimi gösterdiği kritik bir fazdır ve bu dönemde hastaların yakın takibi ile tekniklerin yeniden eğitimi elzemdir. Kısa dönemde uyuşmazlık ile klinik komplikasyonlar arasında doğrudan bağ kurulmamış olsa da, renal fonksiyonların uzun dönemli korunması için yüksek uyumun sürdürülmesi temel hedeftir.

Yazıyı Paylaş:

Diğer Makaleler

UROPEDIA

Uropedia, ürologlar için ÜCD dijital içerik kütüphanesidir.
Siteye Git

DERGİMİZİ OKUDUNUZ MU?

Journal Of Urological Surgery
Siteye Git

AGEP

Üroloji araştırma görevlilerine yönelik uzmanlık eğitimi sunmayı amaçlayan eğitim programımız.
Siteye Git